Anlaşmalı Boşanma Davasında İştirak Nafakası İstenmemişse

  • 3.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2011/9705
  • Karar: 2011/16085
  • Karar Tarihi: 20.10.2011

ANLAŞMALI BOŞANMAYLA İŞTİRAK NAFAKASI İSTENİLMEMİŞ OLSA BİLE SONRADAN BU İSTEMİN GÜNDEME GETİRİLEBİLECEĞİ

ÖZET: Anlaşmalı boşanmayla iştirak nafakası istenilmemiş olsa bile sonradan bu istem gündeme getirilebilir.

(4721 S. K. m. 2, 182, 329, 331)

Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 2008 yılında boşandığını ve velayeti davacıya verirken müşterek çocuğun ihtiyaçlarını davacının karşıladığını, davalının ekonomik durumu iyi olmasına rağmen hiçbir katkıda bulunmadığını belirterek, aylık 250 TL iştirak nafakasına hükmedilmesini istemiştir.

Mahkemece; TMK 329 ve 331 inci maddeleri uyarınca ana ve babasının küçüğün giderlerine katılması gerektiği, tarafların mahkemece onaylanan protokol uyarınca, iştirak nafakasına hükmedilmeksizin boşanmalarına dair verilen kararın kesinleşmesinden 9 ay sonra, boşanma davasında niçin nafakadan vazgeçildiği ve yeni davada istenilmesinin gerekçeleri de yeterince açıklanmadan çok kısa bir süre içinde yeniden dava açılmasının hakkaniyete uygun bulunmadığı, anne ya da babanın geleceğe dönük olarak küçüğün giderlerine dair nafakadan vazgeçmesinin mümkün olmadığı ancak davaya konu olayda maddi taleplerden vazgeçerek boşanmayı temin eden ve bu kararı temyiz etmeyen davacının aradan çok kısa süre geçince dava açması TMK 2 nci maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.

TMK’nun 182/2 nci maddesine göre boşanma veya ayrılık vukuunda velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine <gücü> oranında katılmak zorundadır. Bu husus kamu düzenine dair olup, tarafların iradesine tabi kılınmamıştır. Dolayısıyla anlaşmalı boşanmayla iştirak nafakası istenilmemiş olsa bile sonradan bu istem gündeme getirilebilir.

Boşanma esnasında iştirak nafakası talep edilmemesi, küçüğün ergin olacağı tarihe dek sürecek olan nafakayı kapsamaz. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. Mahkemece, talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu yönündeki gerekçesi ise yasal dayanaktan yoksun olup kabul edilebilir nitelikte değildir.

Bu nedenle, mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarıyla küçüğün ihtiyaçları dikkate alınıp uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.

Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK’nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*